service

Aids Nedir

İlk defa 1981 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde cinsel tercihi homoseksüel erkeklerde ve Haiti’den gelen göçmenlerde az rastlanan Pnömocystitis carinii jiroveci pnömonisi (PCP) ve Kaposi sarkomu (KS) vakalarının teşhis edilmesi ile AIDS hastalığı tanımlanmıştır.

service

Aids Nasıl Bulaşır

HIV-1 dünyada en yaygın görülen AIDS hastalığına yol açan etkeni virüsüdür. HIV-2 ise nadir görülür, AIDS, bulaştığı vücutta, vücudu hastalıklara karşı koruyan bağışıklık sistemini zayıflatır ve hatta yok eder. Mikroplara karşı bağışıklığı vücutta HIV'in yanında, çeşitli enfeksiyonlarda hastalıklara neden olurlar.

service

Aids Tedavisi

HIV/AIDS’in tedavisinde olumlu gelişmeler vardır. Retrovirüs grubunda bulunan HIV virüsüne etkili olduklarından antiretroviral adı verilen ilaçlar elde edilmiştir. Bu ilaçların kullanımıyla başarılı tedavi mümkündür. Tedavinin ana amacı: kandaki virüs miktarını gösteren viral yükün baskılanıp en alt düzeye indirilmesidir.

service

Hiv / Aids testi

HIV virüsünün bir kişiye bulaşmasından hemen sonra, bir çok laboratuarda kullanılan eliza testleriyle virüsün bulaşıp bulaşmadığı anlaşılamamaktadır.ELISA testleri tarama amaçlıdır ve HIV’e karşı vücutta oluşan antikorların varlığını araştırmaktadır. Bu antikorlar, şüpheli ilişkiden itibaren 4 haftadan sonra ortaya çıkmaktadır.

AIDS BELİRTİLERİ

Mavi Tıp Laboratuarı 2015

HIV ("Human ImmunodeficiencyVirus", İnsanİmmün Yetmezlik Virüsü) enfeksiyonu, etken virüsün etkisiyle bağışıklık sisteminin giderek baskılandığı kronik bir enfeksiyon hastalığıdır. Aids belirtileri ve klinik bulguları belli evrelerde değişkenlik gösterebilir. Vücudun HIV ile enfekte olmasının ardından Aids belirtileri pek dikkat çekmemektedir. Yaşanan belirtiler AIDS ’e özgü belirtiler olmamasından kaynaklı olarakbazen anlaşılamamaktadır.Bu noktada HIV testi yaptırmak birden fazla partnerle korunmasız olarak cinsel ilişkiye giriliyorsa kişi için önem taşımaktadır.


Hastalığın etkeni olan virüs (HIV), retrovirüs ailesine mensup bir lentivirüstür. Lentivirüsler, tek sarmallı RNA içeren zarflı virüslerdir. Reversetranskriptaz enzimi aracılığı ile genetik materyallerini çift sarmallı DNA'ya çevirip konakçı kromozomuna entegre etme özelliklerine sahiptir.


İnsan lenfositlerinin yüzeyinde, hücre aktivitesi ve fonksiyonunda rol alan spesifikglikoproteinler mevcuttur. CD4 hücre yüzey antijeni taşıyan lenfositler,immünolojik reaksiyonlara yardım eden hücrelerdir. CD4 + lenfositler aynı zamanda HIV enfeksiyonununprimer hedefleridir. HIV enfeksiyonun seyri boyunca CD4 +T hücre sayısı giderek azalır buna bağlı olarak da Aids belirtileri için karakteristik fırsatçıenfeksiyonlar ve kanserler ortaya çıkar.


Virüs alındıktan sonra hastalık belli evrelerle seyreder.

I. HIV ENFEKSİYONUNUN KLİNİK SEYRİ

HIV enfeksiyonunun doğal seyri yedi evreye ayrılarak incelenmektedir.

  • Primer HIV enfeksiyonu ( Akut HIV enfeksiyonu )
  • Serokonversiyon (Antikor oluşması)
  • Asemptomatik Dönem
  • Erken Semptomatik Dönem
  • Geç Semptomatik Dönem ( AIDS )
  • İleri Evre


1. Primer HIV enfeksiyonu: ( Akut HIV enfeksiyonu )

HIV, vücuda alındıktan 1-6 hafta içerisinde ilk çoğalma döneminde akut enfeksiyona neden olur. Bu dönemde görülen belirtiler ve klinik bulgular, HIV enfeksiyonuna özgü değildir ve değişkendir. Semptomlar ve görülme sıklıkları şu şekilde belirtilmektedir:

  • Ateş (%96)
  • Lenf bezlerinde büyüme (lenfadenopati) (%74)
  • Farenjit (%70)
  • Deri döküntüleri (%70)
  • Kas veya eklem ağrısı (%54)
  • İshal (%32)
  • Baş ağrısı (%32)
  • Bulantı ve kusma (%27)
  • Karaciğer ve dalak büyümesi (%14)
  • Pamukçuk (%12)

Bir kısım vakada menenjit, ensefalit gibi sinir sistemi bulgularına rastlanır. Bütün bu bulgular 2-4 hafta içerisinde tedavi gerektirmeden geçer. Akut enfeksiyon döneminden itibaren kişi bulaştırıcıdır.

2. Serokonversiyon:

Virüsün vücuda girişini takiben, % 95 vakada 6-12 hafta içerisinde HIV'ekarşı antikorlar gelişir. Bu antikorlarınhastalığın ilerlemesini engelleyici etkileri yoktur, ancak hastalığın teşhisi açısından önem taşırlar. Bu döneme "serokonversiyon dönemi" denmektedir. Antikorlar gelişene kadar geçen sürede, kanda virüs mevcuttur ve hasta bulaştırıcıdır.


3. Asemptomatik Dönem:

Serokonversiyon döneminden sonra enfekte kişiler "AsemptomatikDönem"e girerler. Bu dönemde kişilerde hiçbir belirti ve bulgu yoktur, ama bulaştırıcıdırlar. Asemptomatik dönem 6,5-13 yıl (ortalama 8-10 yıl) sürer. Ancak vakaların %20-30'u ortalama 1,5-5 yıl içerisinde bir sonraki döneme geçebilmektedir. Bu süreyi etkileyen faktörler virüsün alınma yolu, hastanınyaşı ve virüsün virülansıdır. Transfüzyon yolu ile alanlarda virüs yükü daha fazla olduğundan süre 6 yıl olmakta, virüsü cinsel temasla alan homoseksüel erkeklerde ise bu süre 10-12 yılauzamaktadır.

Fizik muayene bu dönemde genellikle normaldir. %40-50 vakada fizik muayenede yaygınlenfadenopati saptanabilir. Lenf bezi büyümeleri HIV enfeksiyonudışında değişik hastalıklarda da görülebilmektedir. HIV enfeksiyonundan olduğunun belirlenebilmesi için lenf bezi büyümelerinin kasıkdışında en az iki ayrı bölgede olması, büyüklüklerinin 0.5-2 cm çapındaolması ve 3 aydan daha uzun bir süre büyük kalması gerekmektedir. Klinik yönden bu dönem latent bir dönemdir. Ancak lenfatik dokularda virüs çoğalmaya devam etmekte ve CD4 hücre sayısıprogresif olarak azalmaktadır.


4. Erken Semptomatik Dönem:

Hastalarda ilk kez doktora başvurmalarına neden olan belirtilerin başladığı dönemdir. Halsizlik, baş ağrısı, vücut ağırlığının %10'undan fazla kilo kaybı, nedeni bulunamayan ateş, bir aydan daha uzun süren ve tedavi edilemeyen ishal, deride pullanmalarla seyreden bir hastalık olan seboreik dermatit, yaygın ve sıkherpes virüs enfeksiyonları, ağızda mantar enfeksiyonlari en sıkkarşılaşılan belirti ve bulgulardır.

CD4 hücre sayımı ile beraber kandaki virüs miktarını gösteren viral yük tayinininHIV RNA PCR testinin yapılması ve tedavinin bu parametrelere göre planlanması gerekir.


5. Geç Semptomatik Dönem: ( AIDS )

Bu dönemde bağışıklık eksikliği iyice belirgin bir hale gelir, fırsatçıenfeksiyon veya kanserler ortaya çıkabilir. Yaygınkullanımında HIV ile ilgili tüm hastalıklar genel olarak AIDS adı ile anılmakta ise de aslındavirüs vücuda alındıktan sonra geçirilen tüm dönemler HIV enfeksiyonu, bunun son basamağı da AIDS dönemidir. AIDS'i belirleyen hastalıklar, bağışıklık sistemi sağlam kişilerde hastalık yapmayan ya da bazı özel durumlarda çok seyrek hastalık yapabilen, parazit, virüs ve mantarların neden olduğu bazıenfeksiyonhastalıklarıile, Kaposi sarkomu, beyin lenfoması gibi bazı özel tür kanser hastalıklarıdır, özellikle bu dönemde fırsatçıenfeksiyonlarıntanısı, tedavisi ve profilaksisi (önleyici tedavisi) önem taşımaktadır.


6. İleri Evre

Gözün retina tabakasının virüse bağlıenfeksiyonu olan sitomegalovirüs (CMV) retiniti görülebilir. Bu evreye gelmiş hastalarda, antiretroviral tedaviye rağmen ortalama 2 yıl içerisinde yeni bir AIDS göstergesi hastalığın ortaya çıkışı engellenememektedir.


HIV ENFEKSİYONUNDA KLİNİK BULGULAR
1) Deri bulguları

Deri hastalıkları HIV enfeksiyonun sık karşılaşılan komplikasyonlarındandır.

AIDS tablosu geliştiğinde ise enfeksiyon lar kronik hal alır ve deride firsatçı enfeksiyonlar görülebilir.

  • a) Bakteriyel
  • b) Viral
  • c) Parazitik
  • B) Hipersensitivite reaksiyonlari
  • a) ilaç reaksiyonu (ilaç kullanımı sonrası döküntü)
  • b) Fotosensitivite (güneşe karşı hassasiyet)
  • c) Papulosküamöz hastaliklar (sedef vb. hastalıklar)

2) Oral Kavite ( Ağız içi ) Bulguları

HIV enfeksiyonunun seyri sırasinda oral kavitede pek çok lezyon ortaya çıkabilir. En sık karşılaşılan pamukçuk diye de bilinen mantar enfeksiyonudur . En sık etkeni Candida türü mantarlardır. Yutma güçlüğü ve tat alma duyusunda bozukluğa neden olur.


3) Gastrointestinal sistem tutulumu
  • A) Özefagus (Yemek borusu) hastalıkları: AIDS hastalarındaki en sık yakınma yutma güçlüğüdür. Sıklıkla nedeni yemek borusunun mantar enfeksiyonudur (özefajial kandidiasis).
  • B) Mide, ince barsak bozuklukları: Bulantı, kusma ve karın ağrısı en sık karşılaşılan yakınmalardır.
  • C) Enterokolit: Diare (ishal), AIDS hastalarının yarısından fazlasında, hastalığın seyri sırasında herhangi bir zamanda ortaya çıkmaktadır ve önemli ölüm nedenlerinden biridir.

4) Solunum Sistemi Hastalıkları

HIV enfeksiyonun seyri sırasında en sık karşılaşılan akciğer hastalığı, Pneumocystis carinii adı verilen bir tür mantara bağlı olarak gelişen zatürre (pnömoni)dir. Pneumocystis carinii Pnömonisi (PCP), ateş, gece terlemesi kilo kaybı, artan öksürük ve nefes darlığı yakınmalarının olduğu bir tablodur. Tedavisinde, trimethoprim-sulfamethoksazol isimli antibiyotik kullanılır. Tedavi sonrasında da tekrarlamasını önlemek için aynı antibiyotik daha düşük dozlarda kullanılmalıdır.

HIV ile enfekte hastalarda tüberküloz görülme sıklığı HIV ile enfekte olmayanlara göre daha fazladır. Tüberküloz tedavi süresi 6-12 aydır. Tüberküloz tedavisinde kullanılan bazı ilaçların, HIV enfeksiyonu tedavisi için kullanılan ilaçlarla etkileşimi vardır. Bu konuda dikkatli olunmalıdır.


5) Kalp tutulumu

HIV enfeksiyonu seyri sırasında en sık tespit edilen kardiyovasküler problem kalp zarında sıvı toplanmasıdır.(perikardiyal effüzyon)


6) Hematolojik (kan ve kemik iliği) hastalıklar

Anemi (kansızlık), AIDS hastalarındaki en sık kan hastalığıdır. Hastalığın kendine bağlı olarak görülebileceği gibi mide-barsak sisteminden kan kaybı nedeniyle de görülebilir.

Virüsün ana hedefi olan CD4 + lenfositlerin sayısı giderek azalır.


7) Sinir sistemi bulguları

HIV sinir sisteminde değişik klinik tablolara neden olabilen bir virüstür.


A) Firsatçı enfeksiyonlar

Toksoplazmoz : Toxoplasmagondiiadinda bir parazitin neden olduğu infeksiyondur. Hastalarda, ateş, başağrısı, tıpkı felçte olduğu gibi kollarda, bacaklarda kuvvetsizlik yakınmaları olur. Tanı için beyin tomografisi kullanılır.

Kriptokokkoz : Cryptococcusneoformans, adlı mantarın neden olduğu menenjit olan bu tablo AIDS hastalarında toksoplazmozis ve lenfomadan sonra üçüncü en sık santral sinir sistemi hastalığıdır.

Sitomegalovirusinfeksiyonu : Cytomegalovirus (CMV) infeksiyonuAIDS'lu hastalarda çok sıktır. Retinada enfeksiyonyapıp körlüğe ve değişik nörolojik hastalıklara neden olabilmektedir.


B) Firsatçı kanserler

Beyinde Lenfoma: AIDS hastalarinin % 5'inde görülür. Hastanın giderek nörolojik fonksiyonlarını kaybetmesine neden olur.


C) AIDS-Demans Kompleksi (AIDS-Bunama Tablosu)

Düşünme, motor ve davranışbozuklukları ile giden bir tablodur. Genellikle HIV enfeksiyonunun geç evre komplikasyonlarındandır.


8) Kanserler
A) Kaposi Sarkomu (KS)

HIV ile enfekte hastalardaki en sık kanserdir. Patogenezinde "Human HerpesVirüs 8" (HHV8) olarak tanımlanan bir virüsün rolü vardır. Mor, kırmızı renkli kanser dokusu yüzde, kol ve bacaklarda görülebilir. Tedavisinde kemoterapi ve radyoterapiden faydalanılır.

B) Lenfoma

HIV ile ilişkili en sık ikinci kanser lenf hücrelerinden kaynaklanan bir tür kanser olan lenfomadır. Hastalar ateş, kilo kaybı ve büyümüş lenf bezlerinden yakınır.

C ) Anal (makat) kanser

HIV ile enfekte hastalarda sıktır.

Laboratuarımızda Çalışılan Hiv / Aids Testleri

  • Şüpheli cinsel ilişkiden itibaren, daha erken sürede sonuç alabilmek için, HIV’e özgü antijen arayan testleri kullanmak gerekmektedir. Çünkü, hastanın kanında HIV p24 antijeni, HIV taşıyan kan nakli gibi yüksek miktarda virüs bulaşması olan durumlarda, bulaşmadan sonraki ilk 24 saatte bile yüksek miktarda saptanabilmektedir.

    HIV DUO ULTRA ( Antigen – Antikor ) 4.jenerasyon Test
  • PCR yöntemi, Polimerase Chain Reaction (Polimeraz Zincir Reaksiyonu) anlamına gelmektedir.HIV ilerledikçe virüs kendisini kopyalamaya devam eder virüsün kopya sayısı ve virüs yükü kanda artar. Bu yöntemle, vücutta çok az miktarda virüs bile bulunsa, bunlar çoğaltılarak ölçülebilir hale gelmekte ve ayrıca vücutta bulunan virüsün ne miktarda olduğu saptanabilmektedir.

    HIV PCR ( Viral RNA )
  • P24, HIV virüsüne özgü viral bir proteindir. Bu proteinin vücutta saptanması virüs varlığını göstermektedir. Bu protein virüs bulaşmasından sonra geçen 2-6 hafta içinde yüksek düzeyde kanda bulunmakta, daha sonra düzeyi düşmektedir.

    P24 Antijen Testi
  • HIV virüsü ile enfekte kişilerin savunma sisteminde bu virüsle savaşmak için HIV'e karşı özel antikorlar oluşur. Kandaki bu antikorlar oluşması 1 – 3 ay sürebilir.Kandaki bu antikorların ELISA yöntemiyle saptayan HIV testi yöntemine Anti-HIV testi denir.

    Elisa Testi