DÜNYADA HIV / AIDS

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) /UNAIDS tarafından Aralık 2010 tarihinde açıklanan verilere göre her gün ortalama 7.000 yeni enfekte vaka bildirilmiştir.


Bu vakaların;

  • %97’si düşük ve orta gelirli ülkelerde yaşamakta,
  • Yaklaşık 1000 kişisi 15 yaş altı çocuk,
  • Yaklaşık 6000 kişisii 15 yaş ve üstü yetişkinler olup;
  • Yaklaşık %51’i kadınlar,
  • yaklaşık %41’i gençlerden (15-24 yaş) oluşmaktadır.


Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Aralık 2008 verilerine göre dünyada ortalama 33.4 milyon HIV infekte kişi yaşamakta olup, hastalığın tanımlandığı ilk günden beri 29 milyon kişi hayatını bu hastalık nedeni ile kaybetmiştir. 2008 yılı içinde 2.7 milyon yeni vaka bildirilmiş olup, bu sayılara günde 14 000, dakikada 10 yeni vaka ilave olmaktadır. Tüm HIV infekte vakaların %95’inden fazlası gelişmekte olan ülkelerde, %89’u da Sahra-altı Afrika, Güney ve Güney-doğu Asya’da görülmektedir.


Günümüzde HIV/AIDS hastalığı Sahra-altı Afrika’da birinci, dünyada ise 4. ölüm nedeni olarak bildirilmektdir.


SSCB’nin parçalanması ile meydana gelen değişimlerle Doğu Avrupa ülkeleri ve Rusya’da HIV infeksiyonunun süratle yayıldığı görülmektedir. Dünya nüfusunun 1/5’inin yaşadığı Çin’de, özellikle damar içi uyuşturucu madde kullananlar arasında HIV pozitiflik oranının kısa sürede yükselerek %70’lere ulaştığı saptanmıştır. HIV/AIDS hastalığı, tanımlandığı 1980’li yılların başlarında “korunmasız yapılan homoseksüel cinsel temas ile bulaşmaktadır” diye bilinirken, 1990’lı yıllarından beri çoğu ülkede en sık korunmasız yapılan heteroseksüel cinsel temas ile, ikinci sıklıkta damar içi madde kullananların ortak paylaştığı enjektör ile, üçüncü sıklıkta ise korunmasız yapılan homoseksüel cinsel temasla bulaşmaktadır.


İlk vakaların görüldüğü Kuzey Amerika ve Avrupa ülkelerinde 1994 yılından beri her yıl tanı konan yeni vaka sayıları bir önceki yıldan fazla değil iken, Hindistan, Afrika gibi ekonomik seviyeleri düşük ülkelerde vaka sayıları katlanarak artmaktadır. Bu farklılığın esas nedeninin eğitimden kaynaklandığı düşünülmektedir, çünkü gelişmiş ülkeler etkin eğitim programları ile hastalığı ve korunma yollarını halkına öğretebilmeyi başarmış gözükmektedir. Eğitimde bir diğer önemli faktörde ekonomik güçtür. Gelişmekte olan ülkeler kısıtlı bütçeleri ile giderek artan sayıdaki hastalarını tedavi için gerekli masrafı yapmakta zorlanırken, beraberinde eğitim programlarını yürütememektedirler.


Bazı Asya ülkelerinin hükümetleri eğitime finansal kaynaklar ayırmışlar ve özellikle Malezya ve Tayland’da geniş kapsamlı HIV eğitim kampanyaları düzenlenmiştir. Şu ana kadar elde edilen sonuçlara göre HIV/AIDS bu iki ülkede Filipinler ve Endonezya kadar hızlı yayılmamaktadır, ancak hastalığın pencere dönemi ve kişilerin davranış değişikliklerinin değerlendirilmesi net olarak yapılamadığından kesin sonuç elde edilememektedir.



İlk defa 1981 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde cinsel tercihi homoseksüel erkeklerde ve Haiti’den gelen göçmenlerde az rastlanan Pnömocystitis carinii jiroveci pnömonisi (PCP) ve Kaposi sarkomu (KS) vakalarının teşhis edilmesi ile AIDS hastalığı tanımlanmıştır. Bu enfeksiyonlar tedaviye iyi cevap vermemekte ve hastalık ölümle sonuçlanmaktaydı. Araştırmacılar bu hastalığın daha önce literatürde olmayan yeni bir hastalık olduğu konusunda birleşerek bu yeni hastalığa “AIDS” ( Acquired Immune Deficiency Syndrome) adını vermişlerdir.


1983 yılında AIDS’e neden olan virüs HIV (İnsan İmmün Yetmezlik Virüsü, Human Immunodeficiency Virus) izole edilmiş olup, bu virüs vücudun bağışıklık gücünü zayıflatmakta, yıkmakta ve normal koşullarda tedavi edilebilen hastalıklar, bağışıklık gücü yetersiz kaldığından tedavi edilememektedir.


AIDS, HIV etkeni nedeniyle insanlarda bağışıklık sisteminin çökmesine neden olan bulaşıcı bir hastalık. AIDS sözcüğü, İngilizce Acquired Immune Deficiency Syndrome (Edinilmiş Bağışıklık Eksikliği Sendromu/EBES) kelimelerinin baş harflerinden oluşan bir kısaltmadır. HIV (İnsan bağışıklık yetmezliği virüsü), bağışıklık sistemine yavaş yavaş ele geçirerek vücudun enfeksiyonlara karşı direncini yok eder ve bireyi çeşitli rahatsızlıklara karşı korunmasız hale getirerek sonunda ölümüne sebebiyet verir. AIDS, HIV enfeksiyonunun son aşamasıdır ve bu süreçte ölümcül enfeksiyonlara ve kansere sıklıkla rastlanır. HIV virüsünü taşıyan kişiye HIV pozitif denir. Kavram bütünlüğü sağlamak açısından yaygın olarak HIV/AIDS birleşik terimi kullanılır.


Bilinen ilk AIDS vakaları 1981'de ABD'nin New York ve Kaliforniya eyaletlerinde rapor edildi. AIDS teşhisi konulan ilk şahısların çoğu hastalığı cinsel yolla kapan eşcinsel erkekler ve şırıngaları ortak kullanan damardan alınan uyuşturucu bağımlılarıydı. 1983 yılında Amerikalı ve Fransız araştırmacılar hastalığın nedeninin HIV olduğunu buldular ve 1985'e gelindiğinde bu virüsü tespit eden serolojik kan testleri geliştirildi.


AIDS muhtemelen Afrika'da ortaya çıktı ve 1980'lerde başta Afrika'da olmak üzere AIDS vakalarında salgın düzeyinde artış görüldü. Bu hızlı artışta, Afrika'da şehirleşmenin çoğalması, uzun yolculukların ve uluslararası seyahatlerin artması, seks alışkanlıklarının değişmesi, damardan uyuşturucu kullanımının artması önemli rol oynadı. Birleşmiş Milletler'in 2004 raporuna göre dünyada 38 milyon kişi HIV taşıyor, her yıl 5 milyon kişi virüsü kapıyor ve 3 milyon kişi AIDS'ten ölüyordu.


1981-2008 yılları arasında, 20 milyon kişi AIDS nedeniyle hayatını kaybetti.


Tüm dünyadaki HIV pozitif vakalarının %70'i Sahra altı Afrika'dadır. Afrika'daki bazı ülkelerde nüfusun %10'undan fazlası HIV virüsü taşımaktadır. Bu oranlar dünyanın diğer bölgelerinde bu kadar aşırı olmasa da Doğu Avrupa, Hindistan, Güney Asya ve Güneydoğu Asya, Latin Amerika ve Karayipler'de hızlı bir artış görülmektedir. Oranlar Batı Avrupa ve ABD'de de artmaktadır. ABD'de yaklaşık 1 milyon kişi HIV virüsü taşımaktadır ve virüsü yeni kapan vakaların yarısı siyahi Amerikalılardır. Asya ülkelerinde en keskin artış Çin, Endonezya ve Vietnam'da görülmektedir. Dünya Sağlık Örgütü'ne (WHO) göre HIV retroviral tedavisine gereksinim duyan insanların 10 da 9'u tedavi görememektedir.


HIV virüsü bulaştıktan sonra uzun yıllar belirti vermeyebilir ve kişi kendini iyi hissedebilir. Bazı vakalarda, HIV pozitif bir kimsenin 8 ila 10 yıl AIDS'e yakalanmadığı görülmüştür.